Soran olursa benim için; Deli gibi uyumak istiyor aptal gibi uyuyamıyor. Dersiniz. Soran olursa. Olmaz ama ya olursa? Nasreddin hoca sayesinde olasıkları seviyorum ve bu geceyi Cumhuriyetimizin kuruluş yılları dönemlerini anlatan siyasi tarih kitabına adıyorum. -Son kahveyi içtikten sonra delirdi.-

Posted 2 saat önce | 4 not | Comments

Orijinal iki yıl garantili 45 TL’ye aldığın şarj aletini 3 kere değiştir, batarya bir yıl içinde ölür. Yerine 30 TL’ye ikincisini alırsın. İki yıl içinde elindeki telefondan sıkılırsın, belki de bozulur o da olmadı modası geçer yenisini alırsın. Bu arada ekranı çizilebilir telefonlardan ise iki üç kere 5 TL’den jelatin, bunun yanında fiyatları 10 ile 75 TL arasında değişen kaplardan alırsın, hatta o kaplara uygun renkte en az yirmi liraya kulaklıklar alırsın ki zaten bu kulaklıklar bir yılda bozulurlar ve yenilerini almak durumunda kalırsın. Tabi kontör ihtiyaç fakat bu lanet olasıca teknoloji çok boktan ve yapımı asla tamamlanmayacak atmosferi aşacak bir gökdelen. Cep telefonu dediğinizde elinizdeki telefon kesinlikle 2 yıl içinde değişir. Adamlar öyle güzel bir pazar kurdular. Biz de afiyetle tüketiyoruz. Ama ben devletimizi tebrik ediyorum bu hususta, bu tüketim hastalarına cep telefonu üzerinden vergileri iyi geçiriyorlar. “Şimdi tabi vergi devletiyiz amk.” Diyenler de olur. Koskoca Osmanlı vergiyle 600 yıl yaşadı. 600 yıl hükmetti. Bu vergi meselesi ayrı, tartışılır. Teknoloji konusuna gelecek olursak bana göre, tüplü renkli televizyonların, tuşlu ev telefonların, analog fotoğraf makinelerinin, kasetlerin olduğu devirde tıkanmalıydı bu illet. Müziğin, fotoğrafın, iletişimin, televizyonun, sokağın bir anlamı vardı.

Posted 3 saat önce | 6 not | Comments

Kusurlarını örteceğim derken yanlışlıkla egoist olmuşsun kanka.

Posted 4 saat önce | 10 not | Comments
Yazıhanede kâğıtlar birikiyordu. Evde, konuşmadan, geçen saatler artıyordu. Her günü, yaşamaktan çok geçiştirmeye çalışıyordu. Meseleleri, çözmek yerine küçük yalanlarla, daha uzak, belirsiz bir tarihe erteliyordu. Huzursuzluğu gizlemek zor oluyordu. Nermin soruyordu, yazıhanede, şantiyede sıkıştırıyorlardı. Birinden kaçtığı zaman ötekine yakalanıyordu. Günlük telaş içinde, istediği gibi düşünemiyordu. Yalnız, üzerinde ezici bir ağırlığın baskısını duyuyordu. Bu baskıdan bir kurtulabilse, büyük işler yapacağını sanıyordu. Fakat, bir türlü, düşüncelerini birbirine bağlayamıyordu. Kopuk ve belirsiz şeyler geçiyordu kafasından.
Oğuz Atay
Posted 6 saat önce | 19 not | Comments
Anlatabiliyor muyum?

Anlatabiliyor muyum?

Posted 11 saat önce | 3 not | Comments

Herkesle iyi geçinen insanlarla da ben iyi geçinemiyorum.

Posted 15 saat önce | 10 not | Comments

Yalnızlık paylaşılmaz. Unutturulur. Yalnızlık insanın ömründe bir devirdir. Kişilerle değil hislerle alakalı bir devir.

Posted 1 gün önce | 15 not | Comments

Hobi olarak yine yaşayalım. Ama böyle değil.

Posted 1 gün önce | 9 not | Comments

Hepsi bir olmuş elimizden gelenin en iyisini yapamamamız için ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar.

Posted 1 gün önce | 7 not | Comments
Salçalı ekmeğimi de alıp belgeselimi seyrederim.

Salçalı ekmeğimi de alıp belgeselimi seyrederim.

Posted 1 gün önce | 4 not | Comments